Troia Atı Homer ve İlyada

Örenyerindeki Troia Atı

Homeros, M.Ö. 8. Yüzyılda Anadolu’nun İonya bölgesinde yaşamıştır. O, Antik Çağ ruhunun bir bölümünün, temel ilkelerini oluşturmuştur. Belki de onsuz ne Troia ne Akhilleus var olabilirdi. Antik Çağda Homeros’un adıyla yayılmış olan İlyada ve Odysseia efsaneleri, 2. Bin yıla kadar geri giden sözel bir geleneğe dayanmaktadırlar ve ilk olarak 8. Yüzyılın 2. Yarısında şiirsel olarak biçimlendirilmişlerdir. Homeros, belki de insanlığın tanıdığı en büyük ozandır. Onun anıtsal yapıtlarının kültürel tarihi üzerindeki etkisi, dünya dinlerinin büyük kitaplarıyla karşılaştırılabilir.

Homeros’un destanları, Avrupa Kültürünün en eski yazılı edebi metinleridir. ‘’Troia Savaşı’’ mitosu ve bu savaşa katılanların kederleri, İlyada ve Odyssia’nın dizileriyle günümüze kadar ulaşmıştır. İlyada, Troia Savaşlarındaki 10 yıllık kuşatma dönemindeki olaylardan meydana gelmektedir.

Homeros’un İlyada’sında Troia’nın fethedilmesi değil, savaşın 10. Yılında Hektor ve Patroklos’un ölümüyle sonuçlanan çatışmalar, destanın özünden öne çıkarılarak ve Akhilleus’un öfkesiyle şiirsel bir biçimde birleştirilerek anlatılır. Bu destanın konusu, insan ilişkilerinin kopması ve bunun sonuçlarıdır.  Destana göre bir yandan Akhalar gemilerinin yelkenlerini açıp gidiyor gibi yaparken, öte yandan içine en cesur askerlerini sakladıkları tahta at yaparlar. Laokoon’un tüm uyarılarına rağmen, Troia’lılar atı, tanrıça Athena’ya adak hediyesi olarak sunmak üzere şehrin içerisine alırlar. Geceleyin savaşçılar atın içinden dışarı çıkıp, ateşle bir işaret vererek Akha filosunu geri çağırır ve sehir kapısını açarlar.

Troia Atı. MÖ 560 Yıllarına Ait Cerveteri’de Bulunan Korint Tipi Aryballos Vazo Resmi

Akhalar bu hileyle Troia’yı 10 yıl süren savaştan sonra alırlar. Çatışmalar anlatılırken, savaş meydanının gürültüleri arasında, İlyada’nın ne bir savaş, nede bir kahramanlık şiiri olmadığı kolaylıkla unutulabilmektedir: Savaş iki taraf içinde acılarla dolu bir deneyim, savaş kahramanlıkları ise çoğunlukta trajik bireylerdir. Birbirlerinin dillerini anlayan bu insan, birbirlerine düşman olsalar bile aynı insani duyguları paylaşmaktadırlar. Troia efsanesi, Roma’nın kuruluşu ile ilgili betimlemeler sayesinde de yeni anlamlar kazanmıştır.

Bu gördüğünüz at, 1975 yılında Türk Sanatçı İzzet Senemoğlu tarafından yapılmıştır.