Kutsal Alan

Troia, antik kaynaklar ve kazılardan elde edilen bilgilere göre, daha Homeros’un yaşadığı dönemlerde (“ kutsal Ilios”) ve özellikle de Yunan ve Roma Çağlarında önemli bir dini merkezdi.

Önünüzdeki kutsal alan olasılıkla M.Ö. 700’lerde inşa edilmiştir. Troia VII ve VI’nın aşağı kentindeki yerleşim kalıntıları düzeltilmiş ve bir duvarla çevrilmiştir. Burası Helenistik dönemden Roma dönemine kadar zaman zaman değiştirilerek kullanılmıştır. Kutsal alanı çevreleyen duvar da birçok kez değiştirilmiştir. Kutsal alanın üst tarafının orta kesiminde, erken dönemlerde kireç taşından bir sunak yapılmıştır. Daha sonraki dönemde yapılmış bir başka sunağın altındaki kavisli duvar ile ve bir başka kurban çukuru hâlâ görülebilir. Kutsal alanın alt tarafında biri Arkaik Dönem’de, diğeri Helenistik Dönem’de yapılmış iki sunak daha vardır. Ayrıca kurban çukurları ve kuyular da yapılmıştır. Yukarı kutsal alandaki, iyi işlenmiş bloklardan örülmüş kuzey duvarı Troia VI savunma duvarının önüne kadar yükselir: Bu duvar Helenistik dönemde yapılmıştır. Kutsal alanın iki bölgesi de M.Ö. 4. yy.’ın sonlarında, olasılıkla Büyük İskender’in ziyaretinden sonra (M.Ö. 334) onarılmıştır.

Kutsal alanlar İlion’un M.Ö. 85’de Fimbria tarafından yıkılması sırasında yerle bir edilmiştir. Daha sonra, belki Roma İmparator’u Augustus’un (M.Ö. 31-M.S. 14) girişimleriyle başlatılan yeni yapılanma sırasında, buranın yüksek bir yerine yeni bir sunak yapılmıştır. Bunun yanında, dinsel törenlerde tribün olarak kullanılan basamakların temelleri de tespit edilmiştir.

Kutsal alanda hangi tanrılara adaklar sunulduğu henüz tam olarak bilinememekle beraber, Troia’da çok sayıda bulunmuş olan Kybele ve Demeter figürinleri buradaki kültlerle ilgili bir ipucu verebilir.

Arka planda ise yeni kazı alanlarını görmektesiniz. Burada kutsal alana ait yeni yapılar ( 2 tapınak) ortaya çıkartılmış, ayrıca Troia VI ve VII kalesinin aşağı yerleşmesine ait yeni yerler bulunmuştur. Özellikle M.Ö. 14. 12. yüzyıl yerleşme silsilesi (Troia VI geç / VIIa ve VIIb), yani Son Tunç Çağı dolgusu, üstündeki kült yapıları nedeniyle iyi koruna gelmiştir.